Coğrafi Yapı


Yomra, Karadeniz Bölgesi’nin Doğu Karadeniz Bölümü sınırları içerisinde yer alan güzel bir sahil kentidir. Konumu gereği sahip olduğu doğal güzellikleri ve ılıman iklim yapısıyla, tipik bir Karadeniz sahil şeridini içermektedir. Trabzon’un 15 km. doğusunda 7,5 km ‘lik dar bir koyda kurulmuştur. Kuşbakışı olarak; kuzey-güney doğrultudaki panoraması ile alan kazanmıştır.

Yomra’nın Genel Görünümü
Doğusunda yer alan Arsin ilçesi ile sınırı Harmanlı Deresi’nin 200 m doğusundan geçer. Batı sınırı ise; Zil Deresi‘nin batısından başlayıp merkez ilçe Yalıncak’tan güneye doğru Maçka ilçesi sınırlarıyla devam eder. Hemen güneyinde yer alan Gümüşhane sınırları üzerindeki bazı yaylalar Yomralılar ’ın yazlık mekânlarıdır.

YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ
Kuzey güney doğrultudaki kıyı alanları çok dar olup hemen güneyinde yükselen dağları, Yomra’yı engebeli bir araziye sahip kılmıştır. Batıda yer alan ve jeolojik devirler boyunca deniz gerilemesiyle oluşan Kaşüstü kıyı düzlükleriyle, doğuda Harmanlı Deresi’nin denize döküldüğü aşağı çığırını içine alan düzlükler dışında engebesiz arazisi yoktur. 
Yomra’daki Dağlık Arazilerin Görünümü
Dağlar arasında oluşturdukları derin vadilerle denize ulaşan derelerin yatakları boyunca iç kesimlere ulaşan çökekler oluşmuştur. Engebeli oluşumun nedeni; ilçenin, Alp Orojenezi sırasında yükselen genç kıvrım dağlarının Türkiye uzantıları üzerinde yer almasıdır. Yükseltisi 1500–2000 m. olan ve hemen kıyıdan başlayan dağlar üzerinde, Gümüşhane sınırındaki bereketli otlak ve meralarıyla yaylalar uzanır.

Yaylalardan Görüntüler
Yomra’da kıyı tipi “boyuna kıyı “ şeklindedir. Kıvrım dağlarının oluşumu bütün Doğu Karadeniz boyunca aynı paralel uzanışı gösterir. Bu nedenle küçük bir koy olan Yomra kıyılarında girinti ve çıkıntılar bulunmaz. Dalgaların aşındırıcı etkisiyle batıda Yalıncak kıyı sınırının bulunduğu yerde yalıyar (falez) oluşmuştur. Falezli kıyılar Doğu Karadeniz’in tipik oluşumlarıdır. Denize dik inen bu yüksek kayalıklar doğal güzellikler oluştururlar.

İKLİM VE BİTKİ ÖRTÜSÜ
Karadeniz kıyıları boyunca, ılıman iklimin okyanusal tipi görülür. Bu sahilde yer alan Yomra’da yağışlar her mevsime dağılmıştır. Burası ülkemizin en fazla yağış alan yörelerinden biridir. Yaz ve kış; gece ile gündüz arasındaki ısı farkı azdır. İlçemizin bütün alanı dağlarla deniz arasında uzandığından iklimde kıyıdan iç kesimlere doğru çok fazla değişiklik görülmez. Yani şehrin tamamı denizin ılımanlaştırıcı, bol nemli etkisinden yararlanır. Buna rağmen kıyıdan iç kesimlere doğru ısı azalır. Çünkü yükselti hızla artmaktadır. Yükselti artarken orografik yağışlarda da artış görülür.

Yomra’nın Kıyıdan Uzak Arazileri
Kıyı kesiminde kar yağışının görüldüğü günler 1-3 günle, karın yerde kalma süresi 1 günle sınırlıdır. İç kesimlere gidildikçe, ısının azalması nedeniyle bu süreler uzar. Nemin ve yağışın bol olması, güneşli günlerin sayısını da azaltmıştır. Yıllık ortalama nem oranının % 70 ’in üzerinde seyretmesi, özellikle sıcak geçen yaz aylarında hayatı zorlaştırmaktadır.Yağışların fazla olması, özellikle bitki örtüsünün tahrip edildiği alanlarda, erozyona neden olmaktadır. Aşırı yıkanan toprağın üst tabakasındaki mineral maddeler ve kireç alt tabakalara sızar. Bunlar toprakta verimi düşüren etkenlerdir. Bu nedenle, doğal bitki örtüsünü ve kültür bitkilerini oluşturan türler, nadir rastlanan türlerdir.

Endemik Tür 
Yomra’nın doğal bitki örtüsü; orman ve halk arasında “meşe” olarak adlandırılan, Karadeniz Makisi’dir.Kıyı kesiminde 200-300m.’ye kadar olan yamaçlarda yer yer makilikler bulunur. Ormanların uzun yıllar yakacak odun elde etmek için tahrip edilmesi, bozuk makilerin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bunlar uzun boylu ağaçlarla bodur türlerin karışması neticesinde oluşmuştur. Bu topluluklarda; kumar-zifin ağaçları, kuşburnu, şimşir, ayı yemişi, defne, süpürge çalısı gibi türler vardır. Makinin asıl elemanları olan bitkiler, kışın da yapraklarını dökmezler. Bu nedenle, makiler kış mevsiminde de kıyı boyunca yeşil görünüşü ile belli olur. Kıyı alanının gerisinde uzanan dağlar boyunca yukarı doğru çıkıldıkça, geniş yapraklı ağaç türleri arasına karışmış çam soyları görülür. Geniş yapraklı türler arasında, günümüzde nesli tükenmekte olan karaağaç da vardır. Kızılağaç, kestane, meşe, gürgen, kavak, ıhlamur, incir ve zeytin, diğer yayvan yapraklılardan bazılarıdır. Yayvan yapraklı türlerin seyreldiği yerde çam türleri başlar. 1200 m.’den itibaren görülen çam türleri arasında; karaçam, sarıçam, köknar ve ladin yer alır. Ne yazık ki bu türler günümüzde tahribatın etkisiyle nadir görülen koruluklar halini almıştır.

Çam Ağaçları
Yaylalarımızın sınırı ise tamamen ormansız otlak ve meralara dönüşmüş durumdadır. Bu ormansızlaşmanın nedenlerinin başında, aşırı kesim gelmektedir. Ancak yükseltiye bağlı olarak ısının düşmesi de orman örtüsünün seyrelerek yok olmasında etkilidir. Yayla Sınırı Akarsuları her mevsim bol su taşır. Fakat yine de yaz aylarında azalan suların, kış mevsiminde tekrar kabardığı gözlenir. Arazi dağlık olduğundan akarsular hızlı akışlıdır.Orman tahribatı, zaten heyelan bölgesi olan araziyi iyice riske sokmaktadır. Ayrıca erozyonu hızlandırarak, toprağın verimsizleşmesini hızlandırmaktadır Akarsu vadileri boyunca seyrek de olsa yaşanan sel taşkınları bu tahribat nedeniyle daha da artacaktır.
Yomra sınırları içerisinde; Sığın Deresi, Derin Irmak, Kalender Deresi adlı kolları bulunan Yanbolu deresi, Arsin sınırından denize dökülür. Yanbolu deresi taşıdığı su miktarı ve havzasının genişliği bakımından ilçenin en büyük akarsuyu sayılabilir. Yomra Deresi de havzasının büyüklüğü ve vadisi çevresindeki etkileriyle, önemli bir akarsuyumuzdur. Kollarıyla Yomra’nın bütün yayla ve mezralarını sarmış durumdadır. En önemli kolları; Ayor Deresi, Lapazlık, Lefkür, Soğuksu Deresi, Hanlar Deresi, Oymalı ve Özdil kolları ile Hamo Deresi’dir. Yomra Deresi’nin vadisi boyunca oluşan çökekte yerleşme yaygındır. Şana Deresi, ilçenin batısından denize dökülen diğer önemli akarsuyudur.

Yomra’nın Akarsuları
Güney Mezrası’ndan doğan, Ekşili Deresi ile Kıratlı Mezrası’ndan doğan iki kolu vardır. Birisi Sancak Mahallesi, diğeri Kaşüstü’nün mahallelerini sular. İrili ufaklı diğer akarsularımız ise şunlardır: Zil Deresi, Sancak Irmağı, Harmanlı Deresi. Yomra’nın tatlı sularındaki balık türleri, geçmiş yıllara oranla çok azalmıştır. Akarsularının iyi değerlendirilmesi durumunda, Yomra’da ekonomiye önemli bir katkı sağlanacaktır. 
Son yıllarda gelişen tatlı su balıkçılığı (havuz balıkçılığı) Yomra akarsuları üzerinde yaygın bir şekilde yapılmaktadır. Havuz balıkçılığının yapıldığı tesislerin yanı başında, küçük lokantalar da açılmış ve halka hizmet sunmaktadır.
Akarsu boylarında yetişen bitki türleri ve bu türler arasında yaşam alanı bulan canlılar, Yomra’nın bakir kalmış değerlerindendir. Fakat bu zenginliğe rağmen akarsularımızın aşağı kesimlerinde yerleşmenin sık olması, atık tesislerinin yetersiz kalması gibi nedenlerle kirlilik olumsuz manzaralar sergilemektedir. Akarsu yataklarından kum çekilmesi ve vadiler boyunca uzanan ağaçların kesimi diğer olumsuzlukları da beraberinde getirmektedir. Yomra sınırları içerisinde yer alan, küçük ve orta boy tüm sanayi işletmeleri de atıklarını doğrudan akarsularımıza boşaltmaktadır. 

YAYLACILIK
Yomra’da kırsal kesime ait yaygın bir etkinlik de “ yaylacılıktır”. Arazinin 1500m. nin üzerindeki düz veya az engebeli alanlarında yapılan hayvancılık faaliyeti olarak da tanımlanabilir. Yomra yaylaları genellikle Gümüşhane sınırında yer alır. Hatta bir kısım Yomralı yaylacılar, ilçe sınırları dışındaki bazı mevsimlik yerleşme alanlarını yaylaları olarak benimsemişlerdir. Yayla arazileri çoğunlukla ormansız ve akarsularca yarılmış bir görünümdedir.

Alaçayır Yaylası
Geniş otlak ve meralar arasında, rüzgâr ve buzul aşındırmasıyla oluşmuş kayalıklar dikkat çekmektedir. Yer yer toktağan (kalıcı) kar kütlelerinin süslediği az engebeli düzlükler, dağlar arasında dağınık yerleşmiş geçici meskenlerle donanmıştır. Geçmiş yıllarda daha çok derme çatma görünümde olan yerleşmeler, günümüzde şekil değiştirmiştir. Artık yayla evleri daha donanımlı, hatta yazlık ev lüksünde inşa edilmeye başlanmıştır Yaylacılık faaliyetleri de amaç değiştirerek dinlence olarak algılanmaktadır. Yine de geleneksel yaylacılık; hayvanlarını otlatmak, küçük boyutta da olsa sebzecilik faaliyetleri ve kışlık çayır hazırlamak gibi nedenlerle yapılır. Bazı köylüler yaylaya gitmek yerine, hayvanlarını başka yaylacılara emanet verir, karşılığında da yaylada yapılmış olan süt ürünlerinden bir miktar alır.

Yaylalarda Yapılan Hayvancılık 
Yayla evlerinin dağınık olarak bulunduğu arazilerin merkezî bir yerinde, cami ve bakkal bulunur. Geçmiş yıllarda haberleşme, halkın dükkân olarak adlandırdığı yerdeki tek telefonla sağlanırdı. Alış veriş ise pek yapılmazdı. Haftada bir Yomra’dan gelen gıda malzemesiyle dolu araçlardan, yaylacıların köylerinden yollanan malzemeler sahiplerine teslim edilirdi. Günümüzde benzeri gelenekler devam ederken, gelişen teknoloji yaylalara kadar uzanmış, iletişim ve ulaşım hızlanmıştır. 


24.01.2017 10:30:14     836

İletişim

  • Trabzon Caddesi Merkez Camii Yanı
    Yomra/TRABZON
  • (0462) 341 11 33 - 34 - 35 - 36
  • (0462) 341 27 53
  • bilgi@yomra.bel.tr